• Kirpinin gerçekten de dikenlerini fırlatabildiğini düşünürdüm. Hatta lisedeyken okula giren kirpiden, sırf bu yüzden insanları uzak tutmaya çalıştığımı gören birinin, “sen çocukken çok çizgi-film izlemişsin herhalde.” diyerek bu acı gerçeği yüzüme çarparcasına öğretmesi de şoku arttıran etkenler arasında olmuştur.

  • Dünya’da yalnız iki ülke var diye düşünmek (türkiye ve kktc).2066’da (böyle bir tutulma gerçekten olacak, 22 haziran 2066)gerçekleşecek güneş tutulması sonucu dünyanın yok olacağına inanmak. Bunun üzerinden kendine maksimum ömür biçmek.Okunan bir masal dolayısı ile renklerin bir bilim adamı tarafından uçan balondan aşağı boca edilerek oluştuğunu sanmak.
  • Yağmur yağdığında bir yerlerde insaların mutsuz olduklarını ve ağladıklarını düşünürdüm. Yanı yağmur insanların gözyaşları demekti. Büyüyünce doğa olaylarına böyle anlamlar yüklemenin insan ruhuna kimi zaman iyi geldiğini düşünmeye başladım. Saçma değil mi orasına siz karar verin artık.
  • İlerde çalışıp para biriktirip bir gün uzaya gideceğimi planlamıştım ve ciddi ciddi inanıyordum buna birgün nerede hatırlamıyorum ama bir yerde uzaya gitmenin günümüz parasıyla 1 milyon dolar olduğunu öğrendiğim an bu planım hayal oldu ama ne yalan söyleyeyim o zamana kadar içimde bunun heyecanıyla yaşamıştım…
  • televizyonun ekranını kırarsam her abur cubur reklamı çıktığında elimi televizyonun içine sokup tüm abur cuburları kafesleyebileceğimi sanırdım.
    iyi ki gözüm tokmuş.
    yoksa konunun anne dayağı yemekle hiç alakası yok.

  • 90’larda tv’de hemen hemen her gün hizbullah haberleri verildiğinde ‘beyin yıkama’ tabiri çok kullanılırdı. Ben onu gerçekten beyin çıkarılıp yıkanıp tekrar yerine konuluyor sanardım.
    Bi de neden bilmem, Allah’ı midemde bi taburede oturan, takım elbiseli kel bi amca olarak hayal ederdim hep.
  • Ara sıra karnım ağrıdığı için midemden haberim olsa da sindirimi tam olarak anlamadığımdan yediklerimin bacaklarımda toplandığını falan düşünürdüm. Biberi çok sever ve yerdim. Dizlerime kadar biber olmuş derdim.
  • Küçükken çekildiğim tüm fotoğraflarda ağlıyorum salya sümük. çünkü fotoğraf çekildikten sonra artık o karede yaşayacağımı düşünüyordum. Fotoğrafta bir sandalye bir tabak azıcık yemek artık ne varsa hayatımın sonuna kadar onlarla idare etmek zorundaymışız gibiydi. Anasınıfı mezuniyetinde sınıfça çekilmiş bir fotoğraf var ve öğretmenlerimin yanında annem de var, hiçbir veli yok sadece benim annem var ben ağlamayım diye. çünkü fotoğrafta annem de olursa sıkılmam ve annem yemekte yapar bana.
  • Bir gün -şu an hatırlamadığım bir şey hakkında- anneme yalan söyledim. Annem de taş olacaksın bugünün sonunda dedi. Yattım yatağa tepindim durdum ben taş olmak istemiyorum diye. Tabii bu bir fikre salakça inanmak ama ilki bu değildi.
    Ilk en travmatik anım 5 yaşındayken annemin beni fırının önünde dizine oturtup fırının iç ışıklarını yakıp, seni kurbanda kesicez bi tepsiye koyup salçalı sos döküp bu fırında pişiricez demesiydi, yine epey ağlamıştım 🙂
  • Teletabilerdeki güneşi allah sanıyordum. çıkınca allah geldi diyordum.
    Ayı insanların dedesi sanıyordum. Bizi izlediğini düşünüyordum.
    4 ya da 5 yaşındaydım ufak ayıcıklı bir çantam vardı onun içine su koyup yiyecek bir şey alıp evden baya uzağa şirinleri aramaya gitmiştim. Bulamayınca da sinirlenip dönmüştüm. şu devirde bunu yapsam kaçırırlardı beni.
  • Tv izlerken her şeyin canlı olduğunu düşünürdüm, film izliyorsam film dizi izliyorsam dizi o anda çekiliyormuş ve oynanıyormuş gibi gelirdi.
    Kurşun askeri okuduktan sonra kafamda bir dünya yaratmıştım ve bir yaratıcı var onun da çocuğu, gündüz sandığını açıp bizi içinden çıkarıyor ve oynatıyor gece olunca içine koyuyor o yüzden uyuyoruz sanırdım. Kader denen şeyin de bu çocuğun oyun senaryosu olduğunu düşünürdüm.
    Küçükken ishal olunca annem cırcır olmuşsun derdi ve korkup ağlardım çünkü cırcır böceğine dönüşeceğimi sanardım. Gerçekten korkunçlu:)
    diğerleri her çocuğun sandığı gibi, baba araba kullanırken sağ elini yanındaki koltuk başının arkasına koyar ve arka cama bakar araba kendi kendine geri gitmryr başlar. Edi pakbayramdır, zeki müren ananedir gibi…
  • Birinci sınıfa bile gitmiyordum henüz, haberlerden duymuştum galiba, ben cumhurbaşkanı olucam demiştim. Ondan önce valiliği duymuştum ama baktım cumhurbaşkanları devleti yönetiyor dedim ben cumhurbaşkanı olucam. Tabii sistemden haberimiz yok, masum bir veletim. Okula başladık hocalar soruyor ne olacaksınız diye ben de söyledim kendi istediğimi 8 sene boyunca bana “cumo” diye seslendi herkes. Cumo nedir ya? Cumhurbaşkanını kısaltmışlar, harbi pırıl pırıl zekalar. Sonra dedim ki bilim insanı olucam, buluş yapıcam. üzerinde çalışmalarım bile var, hatıra olarak saklıyorum. Ha bir de ortaokuldayken illuminatiye karşı müdafaa cemiyeti açıcam dedim, bu salaklığımın bariz bir kanıtıdır arkadaşlar. Ciddi ciddi araştırmalar yaptım, insanları manipüle edip grup falan da kurdum. Sonra kapandı bu grup, üşengeçliğimden ötürü. Her aklıma geldiklerin utandığım fikirler bunlar. Anam babam da hiç dememiş biz bu kızı doktora götürelim diye. Belli varmış sıkıntılar da sonradan aşmışız. Hâlâ daha salakça fikirlerim var ama şükür ne insanlarla paylaşıyorum ne de cemiyet falan kuruyorum yoksa harbi sıkıntı büyüktü.
    Ha bir de küçükken babamın hep cennete gideceğini düşünürdüm. çok sevimli ve iyi bir insan olduğundan, tabii küçüğüz, hep cennete gidicek derdim. önce bir cennet cehennem kavramlarını, din olgusunu, yaratıcı veya yaratanlar hakkında bilgi sahibi olmak gerekiyormuş ha bir de sanırım babam hakkında bilgi sahibi olmam gerekiyormuş. Velhasılıkelam, akıllandık dostlar.